2 Mayıs 2014 Cuma

Floransa - Toscana - Milano Gezisi


Malum, Barcelona'dan dönüşümüzün üzerinden 15 gün geçmesinin ardından bizim hanede, "E sırada ne var? Nereye gideceğiz?" şeklinde homurtular yükselmeye başladı. Amsterdam, Yunan Adaları, Tahran, Beyrut gibi alternatifler sıralandı, araştırmalar başladı. En sonunda bir anlık "impulse purchase" örneği göstererek Lufthansa'dan Milano'ya gidiş dönüş uçak biletlerimizi aldık...

Tatilimiz altı günden oluşacaktı ve bu altı günü 3,5 gün Floransa, 2,5 günde de Milano olacak şekilde planladık.

1 Haziran cumartesi günü öğleden önce Milano'ya vardık. Hemen bilet makinalarından biletlerimiz alıp kendimizi Central Station'a attık. Milano tren istasyonu, görkemli bir mimariye sahip, inanılmaz kalabalık bir Mussolini eseri. Floransa'ya ulaşacak olan trenimiz için yaklaşık 1 saat bekleme süremiz vardı. Tren istasyonun bulduğumuz eli yüzü düzgün bir yerden (ki hiç fena değildi.) aldığımız cappuciono ve sandviçlerimiz eşliğinde kahvaltımızı yaptık, biraz soluklandıktan sonra trenimizin olduğu platforma doğru yollandık.

Eğer İtalya içinde seyahat edecekseniz ve bizim gibi büyük turist grupları ile güruh halinde gezmeyi sevmiyorsanız ve bireysel olarak gezecekseniz öğrenmeniz gereken ilk şey tren sistemi... İtalyanlar bir Akdeniz ülkesinden beklenmeyecek şekilde disiplinli ve başarılı işleyen bir tren sistemine sahipler. Biletleri öncesinden alırsanız, oldukça ekonomik seyahat etme olanağı da yakalıyorsunuz. Araba kiralamak da akla gelen bir yöntem olabilir, ancak hem daha uzun sürecektir hem İtalya'da araba kullanmak biraz sıkıntılı... Bu noktada Under the Tuscon Sun'da Marcello'nun dediklerini hatırlıyoruz. Yeşil ışık "avente, avente", sarı ışık "decoration", kırmızı ışık "suggestion"... (Bu kelimeleri İtalyan aksanıyla okuyoruz :) )Tren biletlerini mutlaka resmi site olan Trenitalia'dan almaya özen göstermenizi öneririm.En azından benim Trip Advisor'dan okuduğum yorumlar bunu öneriyordu. Trenler oldukça konforlu, hatta trene bindikten sonra internet paketi satın alarak 2,5 saatlik yolda canınız sıkılmadan gidebiliyorsunuz.

Trenden indiğimizde bir süre otelimizi aradık. Aslında yürüme mesafesinde olmasına rağmen sokak numaraları o kadar karışıktı (30, 14, 96 vs. diye gidiyorlar mesela) ve otelin verdiği tarif o kadar kötüydü ki, yarım saat kadar sokaklarda manasız bir şekilde aşağı yukarı yürüdükten sonra otelimize ulaştık.. Otel demişken burada bir parantez açmak gerekiyor... Floransa'da bazı yerlerde standart olarak gelen hizmetlere ulaşımda sorun yaşayabilirsiniz.. Bizim en çok eksikliğini çektiğimiz odalarda wi-fi olmamasıydı. Odalarda sadece kablolu internet vardı ve Ipad ve Iphone ile maalesef bağlanamadık. Tam da Gezi olaylarının patlak verdiği tarihte orada olduğumuzdan ara ara otelin resepsiyonuna giderek burada wi-fi ihtiyacımızı giderdik :) Ancak Floransa'daki pek çok otelde durum bu şekilde. Otel bazı ufak problemlerine rağmen, müthiş konumu ve güzel kahvaltısı ve resepsiyonistin hayatımızda en mükemmel pizzasını yememize neden olan tavsiyesi nedeniyle bizi memnun etmeyi başardı.

Floransa oldukça küçük, sıcak, sevimli ve turist dolu bir şehir.. Bu nedenle pek çok yerde olduğu gibi turist kalabalığından fırsat bulup da şehrin tadını çıkaramıyorsunuz. Şehrin biraz boş ve sakin zamanlarında sokaklar gezmek isterseniz, bizim gibi sabahın erken saatlerini veye akşam geç saatleri tercih etmenizi öneririm. Biz gezi planımızı şu şekilde yaptık:
İlk gün, Floransa sokakları, Arno nehri kıyısı ve ...
İkinci gün: Ufizzi Gallery ve ...
Üçüncü gün: Toskana Vadisi gezisi.
Dördüncü gün: Kapanış ve Milano'ya dönüş...

Draft'ta kalmış bir yazıymış..
Devamı gelecek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder