4 Ağustos 2011 Perşembe

ODTÜ Yol Olmasın


Belki kendi okulum olduğu, belki Melih Gökçek'in şehircilik anlayışı beni çileden çıkardığı için... ama kesinlikle duyarsız kalamayacağımız bir olay.

Ayrıntılı bilgi için: http://odtu-yol-olmasin.tumblr.com/

Bir şehrin ulaşım sorununu sadece ekstra yol yaparak çözülemeyeceğinin, herkesin doğa/park anlayışının suni bir havuz etrafına serpilmiş anlamsız heykeller/zevksiz cafelerden ibaret olmadığının (Bkz: Mogan Gölü, Harikalar (!) Diyarı) anlaşılması için daha neler yapmak gerekiyor acaba?

Elin İngiliz'i aptal mı ki şehrin göbeğine hem de en değerli yerine 111 hektar büyüklüğünde dev bir park kuruyor, bu parka araçlar giremiyor, insanlar çocuklarını, sandviçlerini, şarap kadehlerini alıp ağaçlar altında kitabını okuyor dinleniyor. Ve bakımına kim bilir senede ne kadar pound dökülüyor, etrafına insanlar rahat ulaşabilsin diye beş tane metro istasyonu koyuyor.

Aslına bakacak olursanız bu bir şehircilik anlayışından da ziyade politik bir duruştur.


14 Temmuz 2011 Perşembe

Paris When It Sizzles

Dün akşam, geçen yıl İngiltere'deyken Audrey Hepburn film seti içinden çıkan bu filmi izlemeye başladım ancak günlerdir sürekli geç yattığım ve yorgunluktan öldüğüm için filmi bitiremedim, bu gece tamamını izlemeyi düşünüyorum. Film pek sevdiğim Audery Hepburn'un (aşağıdaki resimdeki zerafete bir bakar mısınız?) diğerlerine göre belki daha az bilinen bir filmi.Diğer filmlere göre daha farklı bir kurgusu ve yer yer absürd sayılabilecek öğeleri olsa da yine de güzel bir film ilk yarısı itibariyla. Bir roman holiday değil tabi ki... Ama, özellikle harika Paris manzaraları, güzel elbiseler, 60'lı yıllar derken aklınızı başınızdan alıyor.

Bununla beraber Audrey'nin yukarıda resimde görülen aslında turuncu elbisesine bayıldığımı da söylemeden geçemeyeceğim.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Koltuk


Önümde kocaman bir yapılması gerekenler listesi (mesela işle ilgili yazılması gereken uzunca bir metin, tez -evet yine tez- vs.) olduğu halde ben internet alemine dalmış yine en iyi olduğum işi yapıyorum: Procrastination.

Neyse bu mühim işim sırasında gördüğüm şu şeyi "biriyle paylaşmazsa ölecek" hastalığına yakalandığım için bahsetmeden geçemeyeceğim. Şu görmüş olduğunuz, bana ilk görüşümde quasimodo'yu andıran bu şey, bir adet bank olup kendisi mudo'da 2.250 tl'den müşterisini beklemekteymiş. ne diyim, alan (varsa!) güle güle kullansın.

25 Mayıs 2011 Çarşamba