30 Kasım 2009 Pazartesi

Haftasonuuuuuu

İstisnasız herrrrrr hafta sonu, "aman nasıl olsa daha bir sürü zaman var" diyerek yapmam gerekenleri erteleyip, pazar akşam dokuzdan sonra panik oluyorum.. tekrarlamam gereken 3 makale var, henüz birini yarıladım ve saat 12 :)

annesi önlüğünü ütülerken ertesi günkü ödevini yetiştirmeye çalışan ilk okul öğrencisi gibiyim...

28 Kasım 2009 Cumartesi

Missed My Friends!

Fotoğraf bu yaz kız kıza çıktığımız kaş tatilinde çekildi..
Bileklikleri almamıza neden olan olay ise şöyle gelişti.. Kaş sokaklarında 8. defa turlarken çay bahçesi gibi bir yer gördük ve hadi okey oynayalım dedik.. A. ve ben bir ekip olduk, D. ve M diğer grup.. Odtüde okurken derslerden çok çimenler üzerinde pişti ve king üzerine ihtisas yapmış olan sevgili M'ciğim bu konudaki maharetini de göstererek bizi bi hezimete uğrattı. Oyunun başında karar vermiştik, yenilen taraf herkese bileklik alıcaktı, hem tatilin hem de arkadaşlığımızın bir anısı olsun diye.. ama bilekleri almak kolay olmadı tabi. Oyun boyunca hiç açmamasına ve M sayesinde kazanmasına rağmen hiç birşeyi beğenmeyen D'cğim sayesinde Kaştaki bütün takı tezgahlarını gezdik.. en sonunda herkesin gönlüne göre bir tezgah bulduk. orada satış yapan yaşlı amcayı delirtmek pahasına (yok bunun rengini değiştirsek, bunun boyunu kısaltsak, bunun ucundaki bilmem neyi başka şeyle değiştirsek diye) üzerlerinde gerekli modifikasyonları yaptırdık.. ertesi gün de sahilde bu fotoğrafı çektik.. üzerinde kırmızı göz (!) olan benim...

bu da böyle bir hikaye işte..

post scriptum: önümüzdeki hafta sonu A. evleniyor.. bense maalesef coventry cehenneminden kurtulup katılamıyorum.. umarım çççoooook mutlu olurlar..
post scriptum 2: siyah da M'nin.. günün asıl kazananı o ya, farklı olması gerek :)

25 Kasım 2009 Çarşamba

Eksik Bir Şey Var..


Biliyorum blogu sadece yakınmak ve depresyonumun bir ifadesi olarak kullanıyorum çoğu zaman.. ama gerçekten de hayatımın en kötü olmasa da (maalesef daha kötülerini görmüştüm) en bayık zamanlarını yaşıyorum..

geçen seneki sosyal çevremden eser yok.. arkadaşlarımın büyük çoğunluğu dünyanın muhtelif yerlerindeki evlerine yol aldılar.. ben hala coventry'yi bekliyorum.. ve dersler öylece hücum edince günkerimi sadece ve sadece ders çalışmakla geçiriyorum.

ve de bu sene bölümdeki bütün arkadaşlarım ing tabiriyle overly ambitious, tr tabiri ile aşırı dozda inek oldukları için; her hafta onlarca makale okumak zorunda olduğum için; gereksiz şeyleri hatırlamakta üzerime kimseyi tanımayan ben en gerekli şeyleri (mesela formülleri, modelleri, makalelerin konularını) unutmakta herkesle yarıştığım için; hergün anahtarlarımı ve otobüs kartımı kaybedip sonra tekrar bulduğum için; ya geçemezsem sınıfı kalırsam diye tasalandığım için; ve aklım hep ank.da olduğu için pek de mutlu değilim açıkçası..

bunların dışında son günlerin gündemi ve beni yegane mutlu eden şey dr'un aralık başı gibi nihayet ing.ye gelecek olması.. vize başvurusunu yaptık (ki nefret edilesi bir süreç), uçak biletlerini tarihlerini yanlış (!) da olsa aldık... Bu yanlış bilet konusu şimdiden başımı feci ağrıtmış durumda.. ilk olarak karşılıklı bir iletişim sorunu nedeniyle onun tr'ye dönüş tarihini (ki benim onunla tr'ye gidiş tarihim oluyor) yanlış anlamışım.. bileti ona göre aldım.. bi de üzerine kendi dönüş tarihimi de nasıl olduysa yanlış işaretlemişim internette işlem yaparken.. onu düzeltmek (ve tabi üzerine 50 pound bilet değiştirme masrafını ödemek) üzere birmingham havaalanına doğru küçük çaplı bir yolculuk yaptım bugün.. ama nasıl bir mantıksa çarşamba günleri kapalıymış ofis.. (buradan duymayacak olsalar da thy birmingham ofisindekilere de teessüflerimi bildiriyorum, cuma sabah gittiğimde hesabını sorucam, neden bir insan çarş güneri tatil yapar diye) tıpış tıpış geri döndüm tabi..

sonra trende geri dönerken aklıma küçükken okuduğum bir kitap geldi.. kitap polyannaydı, ilginç bir şey değil yani.. ama kapağında çok güzel çizilmiş bir kadın resmi vardı. sarı saçları topuz yapılmış, bol sürmeli mavi gözlü. saks mavisi de bir gömleği vardı sanırım.. diğer polyanna kitaplarından farklı olarak bu kitap polyannanın büyüyüp de evli olduğu zamanları anlatıyordu. kızımız ilk kitaplarda geçen bir çocukla evlenmiş ve başka bir şehre taşınmış. yine sürekli mutlu olmaya çalışıyor, her olayın olumlu yanını görüyor ve canın sıkılınca da evde dolaptaki gümüşlerini parlatıyordu.. dolabımda parlatacak gümüşlerim olmasa da bir ferahlık olsun diye gelir gelmez çamaşırları makinaya attım.. :)

sonra da hayatta bu tip gereksiz işler konusunda işlerim genelde yolunda gitmese de, olay önemli işlere geldiğinde (aile, eş, arkadaşlar, iş vs) ne kadar şanslı bir insan olduğumu düşündüm..

kendi çapımda polyannacılık oynadım yani..

şu aralar gündemimde salı gününe kadar okumam gereken yüzlerce sayfa makale, sonra da dr buraya geldiğinde neler yapacağımızı planlamak var.. aklımdan geçenler londra, edinburgh, oxford şimdilik.. şimdi oteller ayarlanacak, tren biletleri bulunacak vs.. bu arada londra noel öncesi çılgınlar gibi kalabalık olucak (bu arada özellikle fransızlar poundun değer kaybetmesi nedeniyle buraya geliyor alışverişe). edinburgh'de de soğuktan donucaz ama olsun..bu tatil ikinci balayımız gibi olsun istiyorum.. bakalım nasıl olucak??


21 Kasım 2009 Cumartesi

Dead Simple



Blogumla ilgilenemiyorum.
Aslında bu aralar hiç birşeyle ilgilenmiyorum..
başladığım kitabımı bitiremiyorum..
okumam gereken makaleleri okuyamıyorum..
çalışmam gereken konuları çalışamıyorum..
aramam gereken insanları arayamıyorum..
kısacası yapmam gereken hiç birşeyi yapamıyorum..
yine de çılgınlar gibi yoğunum..
günler saatler yetmiyor..
Var mıdır bunun bi çaresi??

Resmin konuyla ilgisi yok ama hoşuma gitti gece gece..
ne demiş çinli atalar.. a picture tells a thousand words..
ama benim kontrol panelime bi restart düğmesi lazım sanırım..


12 Kasım 2009 Perşembe

Bham-Mnch-Ank

Yarın gidiyorum.. Uzun değil sadece 3 günlüğüne.. ama haftalardır bugünü bekliyordum.. içim içime sığmıyor.. küçük çocuklar gibi heyecan yaptım.. hiç birşey yapamıyorum kaç gündür.. oysa okumam gereken onlarca makale var..
neyse şimdi bunları düşünerek keyfimi kaçıramam..
yarın öğleden sonra ank.dayım..
akşam kendi evimde kendi yatağımda uyuycam..
dr shephard' görücem..
üzerine ayarlayabilir bir de mantı yiyebilirsem benden iyisi yok :)

10 Kasım 2009 Salı

Evet evet bütün dünya bana karşı!


Haftasonundan beri gribim.. domuz gribi oldum diye de ödüm koptu.. tabi hala bilmiyorum, hafif atlatıyor da olabilirim.. ama her gazeteyi açtığımda ölenlerin sayısını gördükçe içime fenalık geliyor.. neyse bugün daha iyi uyandım, en azından günlerdir boğazımda yer etmiş olan pis ağrı yoktu..
sabahın köründe dersim olduğu için giyindim çıktım.. kapıdan çıkıp ikinci adımımı atmamla yere yapışmam bir oldu.. tabi ingiltere burası sürekli nemli ve yağmurlu havadan bahçede yerler kısım kısım yosun tutmuş.. üzerine yağmurun yağmasıyla da jilet gibi kaygan olmuş.. dirseğimin üzerine düştüm çok fena, hatta saniyeler içinde dirseğimi kırdıysam ne olur diye senaryo bile yazdım. neyse bir yerimi kırmadım ama sağ dirseğimde ve elimin üzerinde yaralar var. .. üstüm başım da perişan tabi.. kendimi odaya attım, ama canımın acısıyla tansiyonum düştü.. bayılıyordun nerseyse.. biraz uzandıktan sonra su içeyim dedim, bu defada su genzime kaçtı.. bu kez de nerdeyse boğluyordum..
ama daha bitmedi.. zorla kendimi toparlayıp ikinci derse yetişmek istedim, ama otobüs 15 dakika geç geldi, soğuk ve yağmurlu havada bekledim.. üzerine kolum bütün gün ağrıdı..
gerçekten bütün dünya bana karşı sanırım.. (bu cümleyi de jargonuma kazandıran duygucuğuma öpücükler..)
yorgunum blog, çok yorgunum..

edit: son fasılı unutmuşum, eve gelirken otobüste inmek için düğmeye bastım, şöför fark etmedi. beni sonraki durakta indirdi.. bu da eve dönüşte -yine yağmurda- 15 dakika yürümem demekti.. otobüs şöferine neden durmadın dedim.. "oops" dedi.. :(

9 Kasım 2009 Pazartesi

Unutmadan..

Bunu duyunca hemen yazmayı düşünmüştüm.. unutmuşum.. malum balık hafızalıyım.. izi kalsın.. Hugh Grant'e benzeyen (+30 yaş ve +50 kilo) makro hocasından..

"the state of the world economy is nowadays like an american-chinese marriage.. The chinese partner works, the american partner goes to shopping.."

8 Kasım 2009 Pazar

Sinir!!

Ayşe Armanın sırf başı kapalı ve kendince enteresan geçmişleri ve hikayeleri var diye egzantirik bulup abuk subuk insanlarla söyleşi yapmasına ve bu insanların reklamlarını yapmasına sinir olan bir tek ben miyim??

5 Kasım 2009 Perşembe

Okuyorum, Öyleyse Varım!!


Bu aralar dersler konusunda olmasa da kitap okuma konusundaki azmimden dolayı kendimle gurur duyuyorum. Hatta o kadar azimliyim ki hafta sonu waterstones'tan (buraların d&r'ı ya da dostu dilebilirim) 3 kitap daha aldım..

İlk olarak daha önce de bahsettiğim Thousand Splendid Suns'ı bitirdim.. Kesinlikle abartmadan söylüyorum, okuduğum en güzel kitaplardan biriydi.. Bu kitabı okuyana kadar Afganistan denince aklıma, Taliban, abd, savaş, yoksulluk geliyordu.. Bir de şu national geographic'teki meşhur afgan kızı fotoğrafı.. Bu tabi benim yüzeysel bakışımı gösteriyor olabilir ama orada insanların, özellikle kadınların nasıl hayatlar sürdüklerini, din kisvesi altında bir burkanın içine ya da bir evin duvarlarının arasına hapsedilmenin, kadın olarak doğarak hayata 100-0 yenik başlamanın nasıl olabileceğini sorguladım.. Orda yaşananları sanki ben yaşamışım gibi hissettim. Okuduğum hiç bi kitap beni bu kadar ağlatmamıştı (ki ben genelde biraz duygusuz hatta odunumsu olmakla suçlanırım çoğu zaman..) Kitap türkçeye de çevrilmiş, bin muhteşem güneş diye.. Mutlaka ama mutlaka okunması gerek..

Bu kitabı çok beğenince yazarın ilk kitabını da kütüphaneden bulup okudun. Kite Runner.. diğer kitap kadar olmasa da çok etkileyiciydi yine..

Şu aralar derslerin yoğunlaşması ile daha çok "bed side reading"lere sarmış durumdayım.. Yeni başladığım kitap Time Traveller's Wife.. Hatta filmini de çekmişler ve Eric Bana oynuyormuş.. Bakalım nasıl olucak... okuyup göreceğiz..

2 Kasım 2009 Pazartesi

The Simple Truth II

Yer: Social Studies Cafe
Kişiler: Ursula, bir italyan ve bir hintli

İtalyan: In the past people had ideas, things they believed in and they fought for them. But now what people care is the launch of new Iphone.. WTF??

1 Kasım 2009 Pazar

Penceremden Sonbahar Manzaraları


Benim için pazar gününün kısa bir özeti.. deli gibi esen rüzgar, yağmur, ballı limonlu yeşil çay, ekonometri, ve pencereden sonbahar manzarası...