6 Ekim 2009 Salı

Birinci Derece Yanık

Sabahın köründe kalkılır.. Yaz sonunda depoya verilen eşyalar alınmaya gidileceğinden üstün körü giyinilir.. Uyduruk bir kahvaltılık gevrekle kahvaltı yapıldıktan sonra yağmur altında otobüs beklenir, müthiş yoğun trafik sayesinde nerdeyse yarım saatte okula varılır. Külçe ağırlığında bavul güç bela eve getirilir, içindeki kitaplar yerleştirilir. Üzerine "güzel bi kahvaltıyı hakkettim şimdi" denip en süperinden bi omlet, yunan zeytinleri, mozerella peyniri, enteresan ingiliz ekmeği (ayçekirdekli, haşhaşlı fln) ve çaykur rize çayından (muhteşem ürünler toplamına dikkat çekerim) oluşan kahvaltı tabağı odaya çıkarılır, Tam masanın üzerine konulurken çayın yarısı masa üzerinde duran ders notlarının, halının ve daha da kötüsü benim üzerime dökülür. Sonuç: Şu anda sağ el bileğim, karnımın sağ kısmı ve sağ üst bacağım cayır cayır yanıyor. Dakikalarca soğuk suyun altında kalmaktan ellerim donmuş durumda ama. Ha bu arada omlet de ziyan oldu tabi.. Ders notlarım ise birbirine girmiş durumda, üzerindeki mürekkepler falan dağılmış, iğrenç..

Dün de yine benzer şekilde sıkıntılı bir gün geçirdim. Okula ödemem gereken para bir türlü hesabıma yatmadı, son gün olması nedeniyle panik oldum. Para hesabıma ulaştıktan sonra ödemeyi yaparken bankanın (HSBC) soyadımı yanlış yazmış olması nedeniyle (bunu sonradan anladım tabi) internet üzerinden işlemlerim bloke oldu. Call center'ı aradım ve tabi ki hindistana bağlandı, karşıdaki hintli hatunla birbirimizi anlamak için yoğun çaba sarfedip sonunda sorunu çözdük. Tam yarım saat sürdü. Tabi evrenin bana oynadığı pis oynlar bitmemişti; ödemeyi yaptıktan sonra da bir kaç dakika içinde gelmesi gereken corfirmasyon maili saatler sonra geldi. Tutar da oldukça yüksek olduğu için ben içim içimi yiyerek her 15 dakikada bir maillerimi kontrol ettim.

Ben şimdi haklı olarak sormak istiyorum, hayat beni nedennn yoruyosun???

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder