24 Ekim 2009 Cumartesi

Zayıf


Of ne güzel öğle yemeğimi yedim.. İngiliz usulü balık ve italyan usulu makarna.. (bu iğrenç yemek kombinleri konusunda da kendimle gurur duyuyorum) o sırada internette gereksiz yere dolaşırken ebru şallının benimle aynı boyda ve benden 10 kilo zayıf olduğunu öğrendim. Tabi bu yaştan sonra manken olucak halim yok da.. şimdi ben onun çirkin dediği kadınların statüsüne mi girmiş oldum??
moralim bozuldu :(
ve bu moral bozukluğunun üzerine sütlü şekerli bir kahve ve marks and spencer all butter chocolate chunk cookies iyi gider..

imza: battı balık

23 Ekim 2009 Cuma

Tahirle Zühre Meselesi

Dr'un (Dr shepherd'dan ziyade Dr McDreamy olarak anıyorum kendisini bu aralar, Greys'e atfen) bana bu şiirin de içinde olduğu bir kitabı vermesinin üzerinden yaklaşık 5 yıl geçmiş.. Ne kadar da çabuk.. 5 gün gibi..

5 yılın anısına...

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Nazım Hikmet

19 Ekim 2009 Pazartesi

Facebook II

Nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde bazı günler facebooktan bir kaç kişiden birden friend request geliyor. Hiç tanımadığım tipler.. çoğunun profil resminde böyle aynalı camlı güneş gözlükleri var. %90'ının profilinde religious views kısmında islamic, political views kısmında none yazıyor. Arkadaşlarının çoğu da rus isimli muhtemelen çakma profiller..
Profiline dinini yazacak kadar dindar olmasına mı, buna rağmen listesinde yarı çıplak rus hatunlar olmasına mı, 20-30 yaşlar arasındaki bu canlıların hiç bir siyasi görüşü olmamasına mı, ya da bu odularn beni nerden bulduğuna mı şaşırayım..

16 Ekim 2009 Cuma

Kisa Kisa...

- Derslerin arasinda uzun aralardan nefret ediyorum. Iki ders arasinda 3 saatlik bir bosluk var; kahve ic, yemek ye, maillere bak, zaman gecmiyor iste.. Icimden ders calismak da gelmiyor.. Bu postu da okulun b.sayarlarindan birini kullanarak yazdigim icin tr karakter kullanamiyorum.

- Internet basinda ve ozellikla Facebookta harcadigim vakte inanilmaz aciyorum. Aslinda accountumu kapatmayi dusunuyorum. Ama enteresan bi sekilde bir suru insanla iletisimimi de muthis kolaylastiriyor. Bu nedenle vazgecemiyorum. Ozellikle su anda sinifta yaklasik 150 kisi varken ve coguyla bi sekilde tanisinca ayni anda bir suru insanla irtibat kurmanizi inanilmaz kolaylastiriyor. Bir cozum bulmali ama nasil?

-13 Kasimda coook sevdigim bi arkadasimin dugunu icin Turkiyeye gidiyorum. Zaten dr icin gitmek istiyordum. bir tasla iki kus.. Yarin da alisveris icin birmingham :)

- Bu arada Noel tatilimi de planladim. Planin bir haftasini dr ile ingiltereyi kose bucak gezmeye ayirdim.. Sounds greatt!!!

- Ikinci donem icin bir an once secmeli derslerime karar vermek durumundayim. Icinde bulundugum ikilem basitce su: Ileride isime yarayacak ve gercekten ogrenmemin faydali olacagi ve bir o kadar da zor dersler versus nispeten daha kolay ve o kadar da ilginc olmayan ve cok da isima yaramayacak dersler.. Sanirim tercihim ilk alternatiften yana olacak. Ve ben bu kararimdan dolayi ikinci donem bolca pisman olacagim.

- Dun aksam anna`nin tavsiyesiyle A Thousand Splendid Suns diye Khaled Husseini adli Afgan bi yazarin kitabini okumaya basladim. Ideefixe`den baktim' turkcesi de varmis. Muthis surukeyici ve etkileyici bir kitap. En kisa zamanda bitirip yorumlarimi yazacagim.



- Yeni yil olmamasina ragmen yine bir suru karar aldim.. bunlara da 2new education year resolutions2 denebilir.. Kisaca bol bol ft, economist ve referans okumayi, daha az dizi izlemeyi, internet basinda daha az vakit gecirmeyi, daha cok kitap okumayi iceriyor. Acaba basarabilecek miydim.. Hep beraber gorecegiz...

15 Ekim 2009 Perşembe

You young lady! Where are you from?

Bugün uzun zamandır beni rahatsız etmemiş migren ağrılarımdan biri ile uyandım. Sabah onda dersim vardı, giyindim kahvaltı yaptım ama baktım ki olacak gibi değil bir ağrı kesici alıp yattım tekrar.. uyanınca kendimi daha iyi hissettim, aynı ders 2 saatlik aradan sonra devam edecekti. Toparlanıp okula gittim. sınıfın önünde bir arkadaşımla sohbet ederken profesör geldi, birileriyle sohbet etti falan. sonra bana seslendi:
- You young lady! Where are you from?
- Turkey
- Ooo, günaydın.
Elin İngilizinden uyduruk da olsa bir kelime türkçe duymak hoşuma gitti yine de.. Meğer adam ilk dersin 15 dakikasını bildiği tüm dillerde merhaba diyerek harcamış.ama türk öğrenci var mı diyip de kimse el kaldırmayınca atlamış derste türkçeyi.. öyle işte.

12 Ekim 2009 Pazartesi

I choose sth else

"Choose Life. Choose a job. Choose a career. Choose a family. Choose a fucking big television, choose washing machines, cars, compact disc players and electrical tin openers. Choose good health, low cholesterol, and dental insurance. Choose fixed interest mortgage repayments. Choose a starter home. Choose your friends. Choose leisurewear and matching luggage. Choose a three-piece suit on hire purchase in a range of fucking fabrics. Choose DIY and wondering who the fuck you are on Sunday morning. Choose sitting on that couch watching mind-numbing, spirit-crushing game shows, stuffing fucking junk food into your mouth. Choose rotting away at the end of it all, pissing your last in a miserable home, nothing more than an embarrassment to the selfish, fucked up brats you spawned to replace yourselves. Choose your future. Choose life... But why would I want to do a thing like that? I chose not to choose life. I chose somethin' else. And the reasons? There are no reasons. Who needs reasons when you've got heroin?"

11 Ekim 2009 Pazar

Insomnia


Bu lost adasından beter kılıklı adaya basmamın üzerinden iki hafta ancak geçti. Benim geçen sene de muzdarip olduğum uyku sorunum derhal yeniden başladı. Gece saat 12-1 gibi yatıyorum. Saat 3te ancak uyuyabiliyorum. Özellikle böyle rahatlatıcı gevşetici müzikler dinliyorum, ama hiç etki etmiyor. Sabah saatimi belki 10 defa erteliyorum, saat 8 de uyanmayı hedefleyip her sabah 10 buçuğa kadar uyuyorum; ona da uyku denilirse. Sonra ders çalışmam lazımdı benim diye hayıflanıp depresyona giriyorum. Hava da sağolsun her zamanki gibi tam depresif modda. Bir de evin bulunduğu sokak tam bir jungle. Pencereden dışarı baktığımda sadece bir sürü ağaç görüyorum. İki damla güneş ışığı varsa da dışarıda benim odamda güneş ışığı görmek pek mümkün olmuyor. Bu durum tekrar uyku modumu tetikliyor. Bütün gün sersem gibi geziyorum etrafta..

Dr biraz fiziksel aktivite yapıp yorulmamı söyledi, malum ben koala cinsinden olduğumdan ve bu hafta da derslerim olmadığı için mütemeadiyen evdeyim. Dün yaklaşık bir buçuk saat yürüdüm, o da tabi ki işe yaramadı. Son planım tekrar gece yatmadan önce ballı ılık süt seanslarına başlamak. Belki boyum da uzar değil mi.. Hatta uslu bir kız olursam da belki şirinleri de görebilirim..

10 Ekim 2009 Cumartesi

Bilmek..

Bazen hayatta bilebileceğinize hiç ihtimal vermediğiniz şeyler vardır. Onların bilinmezliği o kadar doğaldır ki gün gelip de bildiğinizde, bildiğinize şaşırıp hala bilmiyormuş gibi hissedersiniz. Hatta onu bildiğinizi unutup, sonra bildiğinizi hatırlayınca "Doğru ya, ben bunu biliyordum" dersiniz. Bu kadar kolaydır işte..
Önemli olan bilinmeyene karşı önyargıyı yıkabilmek...

8 Ekim 2009 Perşembe

Simple Truth


Pembe tablo lobisine kötü haber/Yalçın DOĞAN

...


IMF, Dünya Bankası ve AKP yönetimi el ele vermiş, Türkiye’ye pembe tablo satmaklameşgul. Oysa, sadece üç konuda yapılan bir hesaplama pembe rengin siyaha çaldığını göstermeye yetiyor.


- 1963-2002 arasında onca hükümet, onca darbe, onca koalisyonlar, kırk yıldaortalama büyüme hızı yüzde 4.38.


AKP’nin tek başına iktidar olduğu 2002-2011 arasında, AKP’nin ilan ettiği orta vadeli ekonomik program çerçevesinde, ortalama büyüme hızı yüzde 4.23.

Allı, pullu, cilası bol nutuklu AKP dönemi kırk yıllık ortalamanın gerisinde.

-1988-2002 arasında onca koalisyonlar, onca karmaşa, on dört yılda ortalama işsizlik oranı yüzde 7.74.


AKP’nin tek başına iktidar olduğu 2002-2011 arasında ortalama işsizlik oranı yüzde 12.14.


Pembe tablo döneminde işsizlik daha da artmış.


- 1923-2002
arasında, bütün Cumhuriyet tarihi boyunca, toplam iç ve dış borç 222 milyar dolar.


AKP’nin tek başına iktidar olduğu 2003-2009 arasında toplam iç ve dış borç 243 milyar dolar.


AKP yedi yılda, seksen yıllık Cumhuriyetin toplam borcundan daha fazla borç yapıyor.


Bu mu nurlu ufuklar?

Bu mu ekonomik başarı? Bu mu
pembe tablo?


http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12644674.asp?yazarid=91

Your (My) Shrinking Sense of Humour


Kaynak: http://www.timeshighereducation.co.uk/

6 Ekim 2009 Salı

Birinci Derece Yanık

Sabahın köründe kalkılır.. Yaz sonunda depoya verilen eşyalar alınmaya gidileceğinden üstün körü giyinilir.. Uyduruk bir kahvaltılık gevrekle kahvaltı yapıldıktan sonra yağmur altında otobüs beklenir, müthiş yoğun trafik sayesinde nerdeyse yarım saatte okula varılır. Külçe ağırlığında bavul güç bela eve getirilir, içindeki kitaplar yerleştirilir. Üzerine "güzel bi kahvaltıyı hakkettim şimdi" denip en süperinden bi omlet, yunan zeytinleri, mozerella peyniri, enteresan ingiliz ekmeği (ayçekirdekli, haşhaşlı fln) ve çaykur rize çayından (muhteşem ürünler toplamına dikkat çekerim) oluşan kahvaltı tabağı odaya çıkarılır, Tam masanın üzerine konulurken çayın yarısı masa üzerinde duran ders notlarının, halının ve daha da kötüsü benim üzerime dökülür. Sonuç: Şu anda sağ el bileğim, karnımın sağ kısmı ve sağ üst bacağım cayır cayır yanıyor. Dakikalarca soğuk suyun altında kalmaktan ellerim donmuş durumda ama. Ha bu arada omlet de ziyan oldu tabi.. Ders notlarım ise birbirine girmiş durumda, üzerindeki mürekkepler falan dağılmış, iğrenç..

Dün de yine benzer şekilde sıkıntılı bir gün geçirdim. Okula ödemem gereken para bir türlü hesabıma yatmadı, son gün olması nedeniyle panik oldum. Para hesabıma ulaştıktan sonra ödemeyi yaparken bankanın (HSBC) soyadımı yanlış yazmış olması nedeniyle (bunu sonradan anladım tabi) internet üzerinden işlemlerim bloke oldu. Call center'ı aradım ve tabi ki hindistana bağlandı, karşıdaki hintli hatunla birbirimizi anlamak için yoğun çaba sarfedip sonunda sorunu çözdük. Tam yarım saat sürdü. Tabi evrenin bana oynadığı pis oynlar bitmemişti; ödemeyi yaptıktan sonra da bir kaç dakika içinde gelmesi gereken corfirmasyon maili saatler sonra geldi. Tutar da oldukça yüksek olduğu için ben içim içimi yiyerek her 15 dakikada bir maillerimi kontrol ettim.

Ben şimdi haklı olarak sormak istiyorum, hayat beni nedennn yoruyosun???

3 Ekim 2009 Cumartesi

Waiting for the Bus That Never Comes


Evet ilk hafta itibarıyla İngiltere'deki toplu taşıma sisteminden nefret ettiğimi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.. Her gün neredeyse bir saatimi geleceği saat duraklarda ilan edilen ama asla gelmeyen otobüsleri bekleyerek geçiyor.. Soğuk üşüyorum, ayakta dikilmeten yoruluyorum, bir de geç kalacağım stresi çekiyorum..
Tabi bu arada İngiltere'deki otobüsler dünya üzerinde görebileceğiniz her türlü pisliği içinde barındırıyor. Koltuklar toz toprak içinde, çantamda anti-bakteriyel sıvı taşımaya başladım.
Bir de okul çıkış saatlerinde özellikle üst kat sesten durulmaz bir hal alıyor..
İlk seçimlerden Coventry Council'a adaylığımı açıklıyorum. Bence buraya da bir metrobüs, Ank.daki gibi katil kılıklı Büyükşehir Belediyesi toplu taşıma araçları yakışır..
Ha bi de ters taraftan gelen arabalardan korkmasam bir bisiklet alıp okula bisikletle gidicem..

1 Ekim 2009 Perşembe

Facebook

Yaklaşık yarım saattir can sıkıntısından Facebookta insanların yükledikleri "çok komik", "gülmek garanti", "kopacaksınız", "ay ben çok güldüm" yazan videoları izliyorum..

Yalnız bunların hiçbiri beni sağ üst köşede suggestions kısmında annemin derya baykal'ın fanı olduğunu yazması kadar güldürmedi..

Ah anne ben ne diyeyim sana bilmem ki..