14 Temmuz 2009 Salı

One Fine (and Wet) Day


Pazar günü Dr. Shephard'ın beni görmeye gelmesi üzerine havanın berbat ve yağmurlu olmasına aldırış etmeden Akçakoca'ya gittik.. Küçüklüğümde sık sık gittiğimiz ve üniversitedeyken de bir kaç yazı burada geçirdiğimiz için (çünkü ben üniversiteye deprem sonrası başladım ve maalesef bir süre kendimize ait bir evimiz olmadı, bu yüzden ben yazları gelince yazları akçakocada ev tutup yazı orada geçiriyorduk) ben pek ciddiye almam bu minik şehri.. nedense bana h.sonu gidilebilecek cazip bir yer gelmez.. mesela abant da öyledir benim için.. insanların neden ank.dan ya da ist.dan geldiğine pek anlam verememişimdir. orası bizim için saçma aile pikniklerinin düzenlendiği sıkıcı bir yer olmuştur hep.. ama dr'un gelmesi ile ve civarda pek de yapacak bir şeyin olmaması nedeniyle yine kendimizi akçakocaya attık son iki haftadır pazarları yaptığımız gibi.

geçen hafta sonu balıkçı barınaklarının tam yanında çok güzel (ve bence akçakoca standartlarının çok çok üzerinde) bir yer keşfetmiştik ve bu pazar da aynı yere gittik. yalnız yemek yerken yağmurun başlaması bize hem biraz zor hem de komik anlar yaşattı. tüm garsonlar seferberlik edip bizi yağmurdan korumak için etrafımızı şemsiyelerle donattı.. ama yağmur o kadar çoktu ki bir süre sonra sırılsıklam olup içeriye kaçmak zorunda kaldık. sonra da elektriklerin kesilmesi ile tatlımızı ve çaylarımızı mum ışığında aldık. ama çok keyifliydi. tüm akşamı dr ile sohbet ederek, benim elimden düşürmediğim ve saplantıya dönüştürdüğüm kitabı (v. türkali-yeşilçam dedikleri türkiye) ve tatil planımız üzerine hayal kurarak geçirdik. (bu arada restoranın adı piri reis, eskaza yolu düşecek olanlara şiddetle tavsiye edilir.)

önümüzdeki h.sonu ise dr ile karadeniz sahillerine uzanıyoruz.. :) sonrasında da bir hafta bodrum. bu sene ikimiz de çok yorulduğumuz için bu tatili fazlasıyla hakkettik diye düşünüyorum. ve gitmeyi dört gözle bekliyorum.

bu arada blogum giderek umuma özellikle de tanıdığım insanlara açık hale gelmeye başlıyor. nedense bu durum beni gerdi biraz.. bakalım neler olacak..

Başlık: One Fine Day filminden esinlenme.. bkz:http://www.imdb.com/title/tt0117247/

3 yorum:

  1. Akçakocalılar der ki;
    Akçakoca'ya bir kar yağsın,Akçakoca akçakocalılara kalsın...

    Akçakocada ki yaşanmışlıklarınıza bir de kar yağdığı zamanları eklemelisiniz..

    ve dalgaların liman fenerini aşıp martı çığlıklarını bastırdığı zamanlarda,piri reis restaurantda şömine karşısında sıcak şarap içmelisiniz..

    ve yine bir hafta sonunuz boş kalırsa mayıs ayında limandaki balıkçı sandallarının iplerine dolanan deniz atlarının dansını izlemelisiniz...

    ve yine yolunuz Akçakocaya düşerse bunu ekim ayına denk getirmelisiniz..ki karadeniz takalarından balıkçı kamyonlarına yüklenen derya kuzularını görebilesiniz...

    YanıtlaSil
  2. akcakocaya ekim ayinda da gittim
    gercekten bence balik zamani daha da guzel sehir

    hem bu arada yazida bahsettigim yer de piri reisdi
    aklimizda olsun; bir de kar yagarken gidelim

    YanıtlaSil
  3. Akçakocada her mevsimin bir rengi vardır..

    ve her rengin bir mevsimi..


    Bu sene ayva çok,kış akçakocada sert geçecek:) gelirken sıkı giyinmeyi unutmayın..

    YanıtlaSil