30 Haziran 2009 Salı

En Sonunda Tatil!!!

En son post yazmamın üzerinden nerdeyse iki hafta geçmiş.. geçtiğimiz sene boyunca internet başında o kadar çok vakit geçirdim ki türkiyeye dönüğümde b.sayar açmak gelmedi içimden.. sadece cep telefonumdan maillerime baktım. ama anladım ki internet benim için bir alışkanlık olmuş. sürekli olarak yapmam gereken bir şey var ama yapmamış gibi hissediyorum. anladım ki bu eksiklik internetmiş..

ank.da bir hafta geçridikten sonra bir kaç gündür ailemin yanındayım. bu hafta annemin evini taşıycaz.. (of hiç sevmiyorum bu işleri) sonra da yaz için yoğun bir plan beni bekliyor.

Yaşadıkça yazıcam..

15 Haziran 2009 Pazartesi

Cannot believe this is all over!!



Geçtiğimiz iki ay boyunca arkadaşlarımdan en sık duyduğum ve kendimin de en sık tekrarladığı cümle şu oldu.. "I will be so glad when this all over.." sanırım öss den sonra en stresli sınav dönemimi atlatmış oluyorum pazartesi günü itibarıyla.. (of bu kelimeyi de her hangi bir yazıda kullanmayalı aylar olmuş.. ama doğru yazıma dikkat çekiyorum yine de :)) )

bu seneyi geçip seneye devam edebilmemiz için ingiliz eğitim sistemi açısından yüksek bi ortalama olan 60ı tutturabilmek için en son türkiyeden geldiğim tarihten beri -ki ay oluyor nerdeyse- her gün kütüphanedeydim.. sanırım bu bünye öss den ya da iş sınavlarından beri böyle bir tempo görmemişti..

özellikle son bir aydır ortalama on-on iki saatimi kütüphanede ders çalışarak geçirdim.. en son geçen hafta oturmaktan bacaklarımın arka kısmının tamamen morardığını gördükten sonra nerdeyse sinir krizinin eşiğine geldim.. tam da doğum günüm öncesiydi.. ertesi sabah maillerimi açıp da çok yakın bir arkadaşımdan doğum günüm için bir mesaj alınca sabahın yedisinde sinir bozukluğundan ağlamaya başladım.. 28 yaşımda her gün yağmur yağan bir yerde yosun bağlamak üzereyim, bacaklarım mosmor, bütün sevdiğim insanlar benden kilometrelerce uzakta, onlarla tek bağlantım skype ve telefon.. bu kadar sıkıntı ne için diye çok sorguladım kendimi..

sonra silkelenip kendime geldim.. iş yerinden birisinden duyduğumdan beri kendime düstur edindiğim "kendine acıma" lafını tekrar edip giyindim. (tabi bu ani ruh geçişlerinde ikizler burcu olmamın daa bir etkisi var tabi) Kütüphaneye gitmek üzere çıkarken flatmatelerim odalarından çıkıp kutladılar.. kütüphaneye geldiğimde de çok hoş bir sürpriz beni bekliyordu.. burda en yakın arkadaşım olan ve iki aydır neredeyse beraber ders çalıştığım arkadaşım anna bana sabah sabah pasta almış. kütüphanede masanın üzerine koymuş çok şeker bir kartla birlikte.. hem hüzünlendim hem de müthiş sevindim.. bütün günü yine de ders çalışarak geçirsem de bölüm arkadaşlarım gelince hep beraber pasta ve kahve keyfi yaptık.. bu insanları sadece 9 aydır tanıyorum ama çok enteresan bir deneyim oldu benim için. sarılırken ve doğum günün kutlu olsun derken ki içtenlikleri burada olmanın sıkıntısını bir nebze de olsa hafifletti.

sonra bütün günüm hem buradan hem de türkiyeden arkadaşlarımla ve ailemle telefonla konuşmakla geçti. akşam da türk grubu bir sürpriz yaparak ellerinde bir pasta ile geldiler.. ikinci bir kutlamayı da onlarla yaptım..

sonrasındaki dört günde üç saatlik üç sınav tecrübesinden bahsetmek istemiyorum bile.. mümkünse böyle bir şeyi bir daha yaşamak istemiyorum.. gerçekten çok sancılıydı.

sınavlarım bittiğinden beri çeşitli kutlama faaliyetleri içindeyim. pazartesi arkadaşlarımla top b partisine gittik. ama ben çok yorgun olduğum için pek bi şey anlamadım. dün gece sınıftaki diğer arkadaşlarımızın sınavlarının bitmesi ile yine başka bir organizasyona katıldık. sanırım dört saat boyunca durmadan dans etmekten dolayı bacaklarımı oynatamıyorum şimdi.

bugün ise son kez arkadaşlarımı görücem. bir yandan da eşyalarımı toplamaya devam ediyorm. çünkü yarın artık türkiyeye dönüyorum.. (yayyy) bu bir kaç gün içinde burada geçirdiğim dokuz ayın muhasebesini yaptım bol bol. buraya gelmeye karar vermek çok zordu. gelmek çok zordu.. esenboğa havalimanı uçağa binerken benim kadar ağlayan kimse görmemişti her halde.. ama bu kadar ağlamaya, çalışmaya, bacaklarımın morarmasına ve bu kadar özleme rağmen iyi ki gelmişim.. bu kadar deneyim, bunca dostluk ve öğrendiğim bu kadar şey (ekonomi anlamında) ileride bana kar kalıcak diye düşünüyorum.. birikimimin gerçekten çok arttığını hissediyorum. özellikle kitaplarımı ve ders notlarımın toplarken çalıştığım ve öğrendiğim şeylerin miktarına bir kez daha şaştım. buradan ayrılırken üzüleceğimi düşünmemiştim. şimdiyse üzülmek değil ama bir burukluk hissediyorum.

seneye eğer geçersem yine dönücem.. (ve annaya dediğim gibi "if there is anything like justice in this world, i should pass 'cos spend months in this pathetic library")

güzel bir yaz tatili hedefliyorum. ve eminim gelirken yine deli gibi üzülücem.. bu satırları da seneye neden geldim ben derken okuyup kendime moral depolamak için yazıyorum..

p.s. resimler ders çalışırken kafayı yememin bir sonucu..
p.s2. resimdeki bolero marka kalem yaklaşık beş senedir benimleydi. kendisiyle bol miktarda sınav atlattık. ama kendisini grup halinde mikro sorusu çözerken kaybettim. üzgünüm. :(

2 Haziran 2009 Salı

Mousakka

Ben- canım bil bakalım bugün öğle yemeğinde ne yedim..
dr shephard- iskender? kalamar?
Ben- ya dalga geçme!!
dr shepherd- pırasa?? ben hergün pırasa yiyorum burda sen yokken (en son iskender yediği için "ben burda pırasa yiyorum sen orda iskender yiyosun" diye ağlamıştım, bu cevap ondan dolayı)
Ben- hayır ya musakka yedim..
dr shepherd- nerden buldun orda musakkayı??

Valla musakkayı kütüphanenin cafesinde buldum :) Uzun zamandır kütüphanede yaşıyorum. malum sınavlarım çok yaklaştı. Genelde de kütüphanenin altında bir cafe/restoran var. orda yiyorum yemekleri de.. bugün gittiğimde bir baktım menüde mousakka var.. aha diye atladım tabi. sonra yanımdaki arkadaşım söyledi.. meğer kendileri pek ünlü bir yunan yemeğiymiş.. şimdi cafe falan dedim de gayet dandik bi yer aslında.. yani böyle dünya mutfağından süper lezzetler falan sunan bir yer değil. yani buradaki saçma kafede bile olduğuna göre demek pek ünlüymüş kendisi..

"Ay bizim yemeğimizin üzerine konmuşlar" diye bik bik yapmıycam. sonuçta yıllarca dip dibe yaşamışız, rakımız da, baklavamız da, dolmamız da aynı olabilir de.. yani adamlar musakka gibi dandik bi yemeği bile pazarlamışlar ya.. ona hayranım...

bizde hala mantının yanına ingilizcesi yazılacağı zaman turkish ravioli yazıyoruz ezik ezik.. haksız mıyım??