29 Nisan 2009 Çarşamba

26 Nisan 2009 Pazar

Kısa Kısa...

- Pazartesiye teslim etmemiz gereken bir grup projesi; proje grubunda birbirinden çeşit 5 insan; grupta hiç bir şekilde toplantılara katılmamış, telefonlara maillere mesajlara hiç bir cevap vermemiş bir hintli; sürekli kendi istediği olsun isteyen bilmiş bir alman; hırslı ve disiplin abidesi bir avusturyalı ve "bitse de gitsek" diyen bir italyan var. akdeniz insanı olmamızdan kaynaklana bir nedenle sanıyorum ben de "bitse de gitsek" modundayım..

-her şey kendi istediği gibi olsun isteyen arkadaş projeyi latex diye word processorda yazmamız konusunda ısrarcı.. bu yaştan sonra yeni bir şey öğrenmek istemiyorum.. :( çok karışık ve zor.. wordün suyu mu çıktı..

- gelecek seneye kalacak yer sorununu çözdüm gibi sanırım.. seneye kampüste değil şehirdeyim.. medeniyete adım adım yaklaşıyorum..

- ekonomik kriz müzik sektörünü de vurdu galiba.. mevcut bütün şarkılardan ve şarkıcılardan sıkıldım.. yeni arayışlar içerisindeyim..

- nil dinledim, sanırım sırf gıcıklıktan sevmedim.. ön yargımın nedeni ise popüler kültürle hiç bir ilgisi olmayan ve mor ve ötesi hariç türkçe müzik dinlemeyen dr shephard'ın geçenlerde nil de şeker kız demesi.. bir de bunun üzerine iki gün sonra ist.da yemek yemek için gittiğimiz yerde yan masamızda karşımıza nil çıkmasın mı.. o kadar da güzel değil.. (kıskanç smiley...)

- havalar ne güzel derken yine rüzgarlı tipik ingiltere havasına büründü bugün.. depresif ve tabi ki gri..

- sınav tarihlerim belli oldu.. çok stresliyim.. ama 15 haziranda herşey bitmiş olacak..

- yaz için kız arkadaşlarımla yunan adalarına gitmek gibi bir planımız var.. onunla ilgili araştırma yapmaya başlamam lazım..

- baharda iş çıkışı tunalı yapmak istiyor canım.. en son bunu yapmak istediğimizde ulusta bomba patlamıştı.. berbat bir gündü.. (bu günü çok iyi hatırlayanlar olacaktır) ama nedense bahar bana tunalıyı hatırlatıyor..

-ankarayı ve evimi özledim..

23 Nisan 2009 Perşembe

Strawberry Bana Mesaj mı Veriyor?




Kendimi fıçı gibi hissettiğim bu dönemde bu mail yarama tuz bastı.. birden gıcık oldum.. bugün aslında 45 dakika yürüdüm ama bundan sonra daha uzun ve daha sık yürüyüşler yapıcam..

sınav dönemi öncesi kararlar listeme bir yenisi daha eklendi.. hadi hayırlısı bakalım..

21 Nisan 2009 Salı

A treat to myself..



Yanda gördüğünüz güzel mavi şey artık benim.. daha önce bir arkadaşımın hediyesi olan minik bir ipod kullanıyordum ama ekranının olmaması ve hafızasının yeterli olmaması nedeniyle onu araba ipodu yaptık.. yolculuklarda vs arabada dinlemek için.. amazondan sipariş ettiğim 4. jenerasyon ipodu'um da bugün geldi.. (amazon.co.uk'den 100 pounda aldım, sanıyorum türkiyedekinden biraz hesaplı oldu)

hevesle hemen müzik yüklemek istedim.. ancak yer kaplayıp b.sayarımı yavaşlatmasın diye bir dvd ye atmıştım müziklerimi ve dvd her nasılsa kırılmış yolda gelirken.. sonuçta sadece b.sayarımda 130 şarkıyı yükeleyebildim.. yani elimde 8 gb'lik bi ipod var ve şu anda % 80den fazlası boş :(

neyse ki pek sevgili bir arkadaşım bu aralar dinlemek istediğim bir iki şarkıyı mail attı saolsun.. :)

ben bir yandan da nasıl müzik bulurum diye düşünüyorum.. tr de olsa şakır şakır indirirdim ama burda üniversitenin networkünü kullanıyorum, yemedi o yüzden.. avea'nın müzik indirme servisinden ücretsiz yararlanabiliyorum ama onlar da ipod da çalışmadı, korumalı olduğu için.. :(

ama bu vesileyle teoman'ın son albümünün tamamını indirdim.. şu anda fonda o çalıyor.. belki ilk dinleyişimden olsa gerek pek güzel gelmedi.. çoban yıldızı nispeten daha sıcak sıcak geldi.. onun dışındaki şarkılar maalesef şimdilik başarısız benim nazarımda.. eski teomanla pek bir ilgisi yok gibi(ki kendisini üniversite yıllarımda pek severek dinlerdim, hatta hazırlıkta bir konseri için yağmur altında bir kaç saat beklemişliğim bile vardır)

bir de teomanla ilgili eleştirdiğim bi husus da, söz yazarken sanırım çok yaratıcı olduğunu düşündüğü sözleri birkaç şarkıda birden kullanıyor.. mesela "kar tanesi ol kon dilimin ucuna.. " ya benzer bir söz saat 03 00'de geçiyordu şu şekilde "küçük bir tanesi, onca yolu uçmuş sonunda tam dilimin ucuna konmuş.".. bunu özellikle mi yapıyor gönderme gibi de ben mi anlamadım bilmiyorum.. bu albümde de bu tip şeylere ratladım..

neyse belki dinledikçe severim, zira geçen sene de yüksek sadakatin albümüne baya bi saymıştım ama sonra aylarca dinledim..

Bursa Nutku

"Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.


Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”


Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”


İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!"

20 Nisan 2009 Pazartesi

Mutsuzluk Ömür Boyu

Çalışırken hem üniversitede olduğum zamanlara özenirdim.. of ya ne güzeldi, ne mutlu ne eğlenceli günlerdi diye..

şimdi öğrenci oldum, yine mutsuzum.. saatlerde bilgisayarın karşısında oturup topu topu 2000 kelimelik bir essay için günlerdir onca makale okumama ve yazma çabalarıma rağmen elimde yaklaşık 3000 kelimelik, içerik olarak hiçbir halta benzemeyen ve söylemem gereken şeyleri halen söylemediğim bir essay müsveddesi var..

of ya ben şahika koçarslanlı gibi gezip tozup, hayattaki tek stresim kaç lahmacun yiyeceğim olsun istiyorum.. evde oturayım, sabah sabah seda sayan izliyim, kolbastı diye bi şey çıkmış ben yokken onu oynıyım, kanal d'nin tv'den satış yapan programından saçma şeyler satın alayım, oktay usta ile yemek programını izliyim, sonra müge anlı ile cinayet çözmeye çalışayım, esra ceyhandan astroloji öğreniyim, akşama doğru yemekteyiz izliyim, hatta yemekteyize katılıyım, birileriyle saç saça baş başa kavga edeyim. bunları şu anda tercih ederim kesinlikle..

istemiyorum kariyer de, eğitim de master da..

canım mı sıkkın, evet...
türkiye'de tv'ye fazla mı maruz kalmışım?? yok canııımmm...

18 Nisan 2009 Cumartesi

Welcome Back!


Uzun bir aradan sonra kürkçü dükkanına, kampüse, okula, odama ve derslerime geri döndüm..

uzakta olduğum süred boyunca o kadar az düşünmüşüm ve o kadar uzaklaşmışım ki burdan, çok garip hissettim. kapıları bile açamadım.. bavulumu açıp eşyaları yerleştirirken elime bir şeyi alıp "ben bunu nereye koyuyordum ya" diye bile düşündüm.. sonra da bu halim komik geldi. altı üstü 1 ay nihayetinde.. :)

gidiş yolculuğum bu sefer biraz korkulu geçti.. sanırım biraz geçenlerde yaşanan uçak kazasından etkilendim biraz.. bir an ölücez her halde bile dedim içimden.. dönüş yolculuğum da uçağı kaçırma telaşı, etrafımda oturan entresan insanlar, indikten sonra bir saat (tam bir saat) bavul beklemem ve neticesinde otobüsü kaçırmam gibi atraksiyonlarla dolu geçti..

bir aylık tatil bana çok iyi geldi ama yine de kesinlikle yeterli değildi. ilk bir haftayı ank.da biraz dr. shepherdla biraz da arkadaşlarımla geçirdim. sonra biraz ailemin yanında kaldıktan sonra son 10 gün ist.da kaldım. neden bilmiyorum istanbul bu defa bana her zamankinden güsel geldi.. iş güç stresi olmadan serserilik yaptık sabahtan akşama kadar.. en büyük stresimiz kahvaltıyı nerde yapsak, adaya hangi gün gitsek, hangi filmi izlesek ile sınırlıydı. :)

bu son 10 günü derin bir huzurla ve hep güneşli anıyorum..

nicelerini yaşamak dileğiyle..


p.s. fotoğrafları ben çektim.. daha niceleri var ama şimdilik bu kadar.. sırasıyla: ortaköy, pierre loti ve istanbul modern