1 Mart 2009 Pazar

Gereksiz karalamalar ve sıkıldıklarım listesi...


Bu aralar içimde bir karamsarlık, bir depresiflik... Aslında bunun belli başlı bir kaç nedeni var. İlk olarak, perşembeye yetiştirmem gereken international trade ödevim beni ziyadesiyle yoruyor. Onun dışında home sick olma dönemim yine... Bazen "of ya ne iyi yapmışım da gelmişim, ank.dan, işten kurtuldum yaşasın yeniden öğrencilik" diyorum. bazen de özlem daha ağır basıyor. Eeee, ne de olsa ikizler burcunun gururlu bir üyesi olarak bu kadar devingen bir ruh haline sahip olmam gayet normal diye düşünüyorum..


Ama şaka bir yana yeni bir hayata alışma, burada el yordamıyla yeniden bir hayat kurma çabaları rayına oturup da ortama alıştıktan sonra bazı şeyler yavaş yavaş rahatsız edici gelmeye başlıyor. Asla Türkiye hakkında atıp tutan, "azizim Avrupa böyle mi, o yüzden almıyolar bizi AB'ye" diyen memnuniyetsiz kesimden olmadım (en sinir olduğum da bu tipler kesinlikle ellerini taşın altına da koymazlar, oturdukarı yerden böyle uyuz uyuz bilmeden etmeden eleştiri yaparlar. neyse konumu bu değil..) ama buraya geldikten sonra gerçekten ülke olarak sandığımızdan daha iyi özelliklere sahip olduğumuzu gördüm.

Neyse, bugün aslında şu saçma ödevle uğraşmam gerekirken bunları düşündüm. Birden aklıma sıkıldığım şeylerin listesini yaptım...

1. Burası ingiltere.. tabi ki ilk olarak havadan sıkıldım. ya bir gün içerisinde sabah sisli, öğlen güneşli, akşam üzeri yağmurlu, gece karlı olu mu? başka bir coğrafyada görülür mü böyle bir şey?

2. etrafta sürekli hintli, çinli görmekten sıkıldım.. ya tamam international bir ortam, her millettn insan da kabulüm.. ama bu kadar da çok olunmaz ki..

3. marketten plastikten hallice sebzeler almaktan sıkıldım. bir taze fasülye aldım, ebat olarak 30 cmlik cetvel ile aynı. pişmeleri saatler sürüyor.

4. hintli flat mate'in pişirdiği baharatlı yemek kokusundan;

- çinli olanın pisliğinden,

- rus olanın bangır bangır elektronik müzik dinlemesinden,

- diğer hintlinin kapı önüne arkadaşlarını toplayıp sigara içmesinden, o baskın fena hint aksanları ile bağıra bağıra konuşmalarından sıkıldım.

5. bu gölün etrafındaki ördeklerin sesinden sıkıldım. bi sabahım vardı mışıl mışıl uyuycak, ördekler yine gölden kalkıp binaları istilaya kalkıştılar, bet sesleriyle vak vak diye bağırarak..

6. ha tabi bu kadar ördek olunca her yerde bunların pisliklerini görmekten sıkıldım.

7. türkiyeye dönüş tarihlerini hesaplamaktan sıkıldım.

şimdilik bu kadar..

ne zaman geçer benim depresyonum???

4 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. 16 sene önce bunları LA'de hissederdim... 1 sene sürdü depresyonum ve düşün tam 13 yaşında bile diildim :))) Tabii ben yaşım gereği senin kadar derin düşünemezdim falan filan ve mantığım da çözüm yollarını henüz çocuk gibi bişi olduğum için tıkardı... Offf çok kötüydü, sonra harika arkadaşlar edindiğim ve çevre yaptığım için tatillerde Türkiye'ye giderken ağlardım :) 2. senemde artık tamamen alışmıştım...

    YanıtlaSil
  3. Yaaaa, bebeğim pardon ilk yorumum eksik olduğu için sildim... Umarım bir sorun olmaz, öptüm.

    YanıtlaSil
  4. yok aslında ben her zaman bu kadar depresif değilim de.. esti sanırım bu aralar.
    aslında alıştıktan sonra hayat daha bile kolay ve stressiz burada.. daha az yaşlandığımı hissediyorum.. :)

    YanıtlaSil